top of page

Konya'da Rum-i'den sonra 5 yer

  • Yazarın fotoğrafı: murat cengizer
    murat cengizer
  • 23 Nis
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Haz

Konya dendiğinde akla hiç şüphesiz Mevlana geliyor. Sevgi merkezli inanç adamının mütevazı tekkesini daha önce uzun boylu gezdiğimiz için bu defa kentin diğer noktalarına geçiyoruz. Ufukta görülmesi gereken daha beş tarihi bölge var. İlk durak Konya'nın 50 km güneydoğusu...


ÇATALHÖYÜK:


Cilalı taşçıların yuvalarını iki tepe üstüne kurduğu Çumra'dayız. Bugün Küçükköy sınırları içinde yer alan bölgede gördüğümüz manzara fazlasıyla ilginç...


Burada hayat 9500 yıl önce başlıyor. Neolitik atalarımız Anadolu'da ilk evin inşaatına, hatta mimarlığına burada soyunuyor. Toplayıcılığı avcılığı bir kenara bırakıp 13 katlı yerleşik düzene geçiyorlar.


Anadolu'nun farkında olmadan ilk buğdaycıları, tarım devrimcileri oluyorlar


İki bin sene boyunca belki 10 bin insanın önüne tabak koyuyorlar.


Çatalhöyüklü evini kerpiçten, kamıştan, kilden yapıyor.


Evine zeminden değil, damdan giriyor.


İçeride bir oda var, bir de depo... Isınmayı, pişirmeyi tek göz odada bir ocaktan çözüyor.


Her katta damlara uzanan ahşap merdivenleri var. O basamaklardan inilen odalarda da rengarenk, birbirine bitişik nişli duvarları...Beyaz sıva üstüne avcılarını, dansçılarını çiziyorlar, bir de kendilerini gururlandıran vahşilerini...


Avladıkları hayvanın başını "bereketli olsun” diye kille doldurup duvarlara asıyorlar.



Mezarlar ötede beride değil. Atalarını hemen tek odalı evlerinin altına gömüyorlar, seki altına da sepet içinde zamansız göçen çocuklarını…


Ölen anne babanın mezarımsı odasını sonradan toprakla dolduruyor, üzerine yeni aileyle yeni hayat katları çıkıyorlar. Bundan ötürü ördükleri neolitik rezidansın boyu 21 metreyi buluyor, sokak nedir bilmiyorlar.


Bereketi simgeleyen iri memeli, geniş kalçalı ilk tanrıçaları her şeyin üstünde…


Kemikten ok, soğumuş volkan camından mızrak yapıyorlar.


Adını UNESCO mirasına yazdıran höyükte 9000 yıllık kilim motifleri üzerinden Anadolu'ya ilk folklorik mesajları veriyorlar.


Konya’daysan, kente bir uğradıysan burayı görmeden geçme.


Çatalhöyük bir antikten, hatta şimdiye dek gördüklerinden galiba biraz fazlası…




SİLLE KÖYÜ:


Selçuklu ilçesine doğru ilerliyoruz, ikinci durak Rum köyü Sille...


İsminin nereden geldiği meçhul… Ya Yunanca “köpürdükçe coşan” anlamındaki Silenos çayından devşirilmiş, ya Su Perisi Sylla’dan…


Beş bin yıl önce deniz seviyesinden 1 km yükseğe kuruluyor Sille.


Yaylalamaya önce Frigyalılar geliyor, sonra Doğu Romalılar…


Dar vadisinde taş evleri, 1400 yıllık Bizans kalesi Gavela'sı, Akhamam'ı, içinde saat ve takvimlerin sıralandığı Zaman Müzesi, mumcuları, kilimcileri, hediyelik eşya dükkanları, iç açıcı kafeleri ve Taşköprü’sü bir bir çıkıyor karşımıza.



Sille eskinin Hac yolu… İlk havariler Aziz Paul eşliğinde burada barınıyor, erken dönem Hristiyanları Kudüs'ten önce ilk buraya uğruyor. Sille dağlarının kutsandığı mistik ortamda volkanik kayadan kilise, taştan şapel inşa ediliyor.


Silleli’nin haliyle uğrak yeri Ak Manastır oluyor.


800 yıllık ibadethaneye sadece hacılar değil, devrin Mevleviler’i ile köye yerleştirilen Hristiyan Peçenek Türk'ü de uğruyor.  


Köyde 40’ı hala ayakta, 60 kilise var ama cemaati sır... Duvarlar arasında dolanırken her Rum köyünde aklıma takılan soru Sille çayında da hatırlatıyor kendini:


Türkler ve Rumlar Balkanlar'daki gibi Sille'de de yan yana mahalleler kurup 900 yıl boyunca aynı potada erimiş, kimliklerini korumuş. Bu mistik komşulukta ciddi çatışmalar da yaşanmamış. Sille ahalisi 13 mahalleli köyün kahvehanesinde, cami ve kilise avlusunda ortak kelamda bulunmuş, sıkıntılar belki de farkında olmadan birlikte paylaşılmış.


Peki ortalık sonradan neden griye çalmış? Organik puzzle’a kim kıymış; Dünya Savaşı mı, kaybını geri alma hırsıyla tahrik edilen Yunan siyaseti mi, Batı’ya olan kronik güvensizliğimiz mi, sonumuzu getiren Rus savaşları mı, yoksa entübe edilen Osmanlı mı, Mübadele mi?


Sille'de tam 7 asır azınlıkta kalan taraf bizdik oysa. N'oldu da aynı köy bir kaç yıl içinde Rum’unu, yapı taşını tümüyle yitirmek zorunda kaldı?  



Issız sorularla Aya Elenia’nın yanına sokuluyoruz.


Şehrin merkezinde dikkat çeken mimari yapının içindeyiz.


Doğu Roma’da Hristiyanlığı kabul eden ilk İmparator Konstantin’in annesi Helena tarafından 327 yılında yaptırılıyor kilise. Valide hanım,  Anadolu’da ilk dindarlara yapılan Roma zorbalığını unutmamış olacak ki 2 bin derece sıcağa dayanıklı Sille taşı'yla ördürüyor duvarları.


Kilisenin tasvirlerinde Meryem Ana, Hz.İsa’nın vaftizi, yasak elma var. Tabii o tuhaf elmayı tadan Adem ile Havva ve cennetten kovuluş da…


Sille turizmi bu tasvirlerle köyün otantik çeşmesine, çay üstündeki köprü ve kafelerine akıyor. Ahşap direkli Çay camisi gezgin akınına uğrayan diğer yerlerden…


Tüm Sille’yi etkisi altına alan Bizans-Selçuklu ahşap işçiliği 1800’lerde yapılan camiinin mihrabına, minberine, oyma süslemelerine genetik dokunuşunu yapmış.  


Alt katı okul olarak inşa edilen cami Sille çayına renk katarken kentteki 3.durağa hareket ediyoruz. Sırada kelebekler var.



TROPİKAL KELEBEK BAHÇESİ:


Konya'da Mevlana Müzesi ya da Çatalhöyük kadar merak uyandıran bir merkez Kelebek Vadisi...


Burası özel bir bahçeden çok 15 tür kelebeğin yaşamıyla ilgili soruların cevap bulabildiği bir müze... Cam tavan altında binlerce kelebek başınıza, omzunuza, kollarınıza konarak bir saatlik turu sizinle birlikte tamamlıyor.


Tropikal alanda böcek sinemasından 6 familyalık kelebek sınıfına, içinde böceklerin 50 bin kat büyütüldüğü dijital yaşam köyünden kelebeğin yaptığı kura kadar bir dizi çekim noktası sizi karşılıyor



Tasarımı İngilizler'e ait olan bahçenin kapıları ziyaretçilerine sabah 09.30'da açılıyor. Selçuklu'da 11 yıl önce kelebek şeklinde inşa edilen bu tropikal yerleşkenin kapanış saati ise 17.30...


Türkiye'de kelebeklerin koruma altına alındığı ilk müze alanı olarak kayıtlara geçen Tropikal Kelebek Bahçesi son yıllarda Konya'nın en kalabalık noktaları arasında yer alıyor.


Bir hatırlatma: Müzenin tropik sıcağa uyumlu olması gerektiği için içeriye tişörtle girmenizde fayda var, kalın kazak ya da montları kapıda unutun.



PANORAMA KONYA MÜZESİ:


Mevlana Müzesi, Çatalhöyük, Sille ve Kelebek Bahçesi'nden sonra açıkçası çok merak ettiğim bir yer değildi Panorama Konya. Ama içeriye girdiğim anda önce bu gönülsüzlüğümü sorgulamaya başladım, sonra da balmumu heykelleri ile minyatürlerin yanında aldım soluğu.


Panorama Konya'nın özellikle üst katında anın dışına çıkıyorsun. Konya Selçuklular'ının 800 yıl önceki çarşı pazar halleri, hayvan satıcıları, çekik gözlü Özbek tacirleri bir bir sıralanıyor.


Tabii Mevleviler'in coğrafi güzergahından tezgahını tazeleyen Karatay ekmekçilerine, Konya çarşısında nefes alan Papaz Efendi'den devrin yünlü-pamuklu modasına kadar bir dizi hikaye de...



Müzenin giriş katındaysa Türkiye ve Ortadoğu'daki Mevlevihane'lerin minyatürleri sergileniyor. Mevlana ve Şems Kapıları, tarihi medreseler, Selçuklu Taç Kapısı, 17 kubbe, özellikle Rum-i'nin ailesiyle yaptığı yolculuğu gösteren haritalar ilgiyle gezilen noktalardan...


Karatay'da yer alan Panorama Konya, Yeşil Kubbe'ye sadece yürüme mesafesinde...



EŞREFOĞLU CAMİİ


Ömrü 50 yılı bulmayan bir uç beylik…Serin bir göl kıyısı…Semerkant yazılımlı 730 yıllık ahşap gösteri…


Eşrefoğlu Beyliği, Osmanlı’nın kurulduğu 1299 yılında Beyşehir’e bu ağaç direkli camiyi inşa ediyor. Konya’nın 90 km güneybatısında yer alan yapı zamanla Türkiye’nin ahşap direkli camilerinin en büyüğüne dönüşüyor.  


Cami suda 6 ay bekletilip işlenen sedirleri, kök boyayla renklendirilmiş 46 ahşap sütunu, 6 metre boyundaki çini mozaik mihrabı, renkli kalem işi tavan süslemeleri, ceviz ağacından minberi ve Selçuklu işçiliğiyle herkesi içine çekiyor.  


Türkistan tasarımlı bu ince mimarinin içine bir türbe, kervansaray ve hamamın sığdığını da unutmayalım.  


Eşrefoğlu, Orta Çağ Türkiye’sinin bugün ayakta kalan 5 ahşap ustalığından biri… “Sütunları 700 yıl boyunca nasıl ayakta kalabilmiş?” dedirten eser bu karakteriyle UNESCO’nun da mirasında yer alıyor.



Böyle bir yer Konya...Kentin doğusu, batısı keşiş ruhlara kültür tarihi anlatmayı seviyor. Yalnız bu tur bir iki güne sığacak gibi de gözükmüyor.


Mevlana'dan Çatalhöyük’e, Kelebekler'den Panorama Konya'ya, Rum köyü Sille’den ağaç direkli Eşrefoğlu'na kadar onlarca eser yeni dinleyicilerini bekliyor.




Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

Finike Cad. Elmalı ANTALYA 07700

©2019 by SADE KAHVE. Proudly created with Wix.com

bottom of page