top of page

Enverland'ın son askeri: Liman von Sanders

  • Yazarın fotoğrafı: murat cengizer
    murat cengizer
  • 12 Mar
  • 10 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 24 Mar

Onu Osmanlı Genelkurmayı'na bağlı Alman Askeri Misyonu'nun başındaki komutan olarak tanıyoruz. I.Dünya Savaşı’nda 1.Ordu'da, Çanakkale'de ve Filistin cephesinde görev aldı.


Savaş öncesinde gelişen Türk-Alman ilişkisine rağmen 'içimizdeki İrlandalı'ydı, bizden biri olamadı. İttihat Terakki'nin en güçlü ismiyle onlarca kez ters düşecek, alıngan gelişi kadar yenik gidişi de ses getirecekti.



İşte yaptıkları yapamadıkları, gördükleri ve göremedikleriyle bizim Liman Paşa ve Osmanlı yılları…


Türkiye’ye ne zaman geldi?


1913’ün Aralık ayında… Dünya Savaşı’nın başlamasına 7 ay kala…


Kassel’de Tümen komutanıyken, Avrupa siyasetinin yeni aktörü olan Alman İmparatorluğu’nun temsilcisi olarak gönderildi.


Hessen’den trene bindi, Sirkeci Garı’nda indi. İstanbul’da siyasi iklim Aralık havası gibiydi; parçalı bulutlu, yer yer puslu…


Sirkeci’de neden yüzü düştü?


Sanders’a bağlı Askeri Misyon 42 Alman’dan oluşuyordu ama Alman Sefareti’nden bir Allah’ın kulu kendisini karşılamaya gelmedi.


Sirkeci peronlarına adım attığında gözleri kendi vatandaşlarını arayıp durdu. İstanbul biraz alınmış bir subayı karşılıyordu.


Enver Paşa’yla ilk tanışmasında neden şaşırdı?


Bir Albay nasıl olur da 18 günde iki rütbe birden atlayıp Harbiye Nazırı yapılır?


Bu gerçeği İstanbul’daki ilk ayında Enver Paşa’yla tanışırken öğrendi. Karşısında aslen bir Saraylı vardı, Abdülmecid’in torunu Naciye Sultan’la evlenen, sonrasında kendini Genelkurmay Başkanlığı’na da tayin eden bir İttihatçı damat…


Bu rütbe uçuşunu garip buldu. Almanya’da albayken Türkiye’de Kaehler Paşa oluveren, pazartesi yüzbaşıyken perşembe albay yapılan Von Hobe Paşa’yı hatırladı mı bilmiyoruz ama kendisi de savaş öncesi Tümgeneral’ken bizde bir anda Mareşal oluvermişti.


İttihat Terakki yönetimiyle arası nasıldı?


Cemiyet’in üç büyüklerinden Talat Paşa’yı her zaman gönül alıcı ve sempatik buldu.  Cemal Paşa’nın keskin zekasından, tutarlılığından etkilendi. İkisiyle sürtüşmedi.


Enver Paşa’yla ise yıldızı hiç barışmayacaktı. Hatta onun rakibi olarak gördüğü Hafız Hakkı Paşa’ya saygı duydu. Onu Uzakdoğu’nun eğitimli üst tabakasının temsilcisi olarak gördü.


Konuşmasına çerçeve çizemeyen açık sözlü Almanlar’a “akılsız” diyen, “karda yürü, izini belli etme” düsturuyla yaşayan bu adam hoşuna gitmişti.



Jön Türkler’in katalizörü Sadrazam Said Halim Paşa’ya da saygı duydu.


“Asyalı bir senyör ile modern diplomat bir bünyede yan yana gelmiş olmalı” diye düşündü. Paşa’nın mükemmel Fransızca’sı da dikkatini çekmişti.


Türkiye’de hangi cephelerde savaştı?


Alman Askeri Komisyon Başkanı olarak önce İstanbul’da 1. Ordu’nun başına geçti. Ama İngiltere, Fransa ve Rusya büyükelçileri kükreyince bu kez Mareşal rütbesiyle Genel Müfettiş’liğe getirildi.


Savaş başlarken 1.Ordu, sonrasında da Çanakkale’de 5.Ordu komutanı oldu. Bu hattın mıntıkası Kırklareli Kıyıköy’den başlıyor, Alanya sahiline kadar uzanıyordu. 1918’de ise Filistin’deydi.  


Türkiye’de görev başındayken kimlerle ters düştü?


  • “Enver”le…Enver Bey’le…Enver Paşa’yla… 


Savaştan sonra kaleme aldığı “Türkiye’de 5 yıl” kitabının satırlarında Enver Paşa’dan adıyla bile söz etti. İttihat Terakki’nin baş aktörüyle anlaşamadı.


Tecrübesini, eğitimini küçük gördü, işbirliğiyle karar alamadığını savundu. Ama ordunun üç cephedeki sıra dışı mukavemetinde Enver Paşa reformlarının yadsınamaz rolünü atlıyor gibiydi, tabii vatansever tutkusunu da…


  • Enver Paşa’nın Alman danışmanlarıyla da ters düştü, Osmanlı Askeri İdaresi’ni yanlış yönlendirdiklerini savundu. “Strateji Tanrıçası’nın üvey evlatları!” yakıştırmasını bile yaptı adamlara.


  • 1916'da Almanya’dan İstanbul’a gönderilen Enverland vagonlarını görünce dudak büktü.


  • Enver Paşa’dan 1 yaş küçük olan amcasından da haz etmedi. Irak cephesinde görev alan Halil Paşa için “Kumandandan başka her şeye benziyor” dedi. 


6.Ordu’nun başında Kut’ül Amare zaferine imza atan bu 30’larındaki komutan, 1916 baharında 13 bin İngiliz’i esir almış, savaştan sonra Bakü ve Anadolu’da milli mücadeleye destek vermişti.


Enver Paşa’yla olan organik bağına rağmen Halil Paşa Ankara’nın Rusya’daki gayriresmi temsilcisi yapıldı. Kremlin altınları bu ismin ağırlığıyla yola çıkacaktı.   


  • Osmanlı Kurmay subaylarıyla ters düştü. Savaş analizlerinin eksik olduğunu iddia etti.


  • “Liman Paşa'dan duydum! Bütün Rumlar’ın denize dökülmeyi hak ettiğini söyledi” diyen dönemin Edremit Belediye Başkanı’na ise verdi veriştirdi.  “İftira” dedi, “ne kolay yalan atıyorlar” dedi; haklıydı.


  • Sadrazamın odasında fesleriyle karşısına çıkan Alman sivillerden ise nefret etti. Adamlar bir de sağ ellerini kalp, dudak ve alınlarına götürüp Türk işi selamlamaz mı kendisini?


  • Osmanlı Türkiye’sini üç kez ziyaret eden Kayzer’le bile yer yer ters düştü. Çanakkale’de II.Wilhelm’e bizi şikayet etme girişiminde bulunsa da Berlin’den istediği desteği bulamayacaktı.  


  • Alman savaş kabinesinden de,  7.Ordu Kurmay Başkanı Falkenhausen’den de haz etmedi. Ama bu sevgi karşılıklıydı. Çin ordusunu reforme eden Kurmay Başkan’a göre Liman Paşa sıkıntılı bir komutandı.


Türkiye günlerinde nelerden, kimlerden etkilendi?


  • 80 bin Türk askerinin şehit düştüğü Çanakkale direnişinden… Gelibolu sırtlarında iki kat yürüyen 16.Kolordu askerlerinden… Anzak taarruzunu püskürten ama bütün askerleri şehit düşen 57. Piyade Alayı'ndan… Düşman sahası Softatepe’de gizlice bilgi toplayan 3 keşif gücü mangasından...


  • Türk ordusunun metanetinden, tasavvufi kanaatkarlığından...


  • "Savaşta ölüme gitmeleri için cihada bile gerek duymuyorlar" dediği Anadolu ordusundan… Ölçülü çekingenlik sergileyen, düşüncelerini gürültülü ifade etmeyen yöre insanından...



  • Düşmanın hiç giremediği, sadece 26 bin tüfekle korunduğunu söylediği 5.Ordu mıntıkasından etkilendi.


  • Kendisinden hoşlanmasa da Enver Paşa’nın gelen bütün teklifleri tereddüt etmeden sonuna kadar destekleme çabasından…


  • Arıburnu, Kireçtepe ve Anafartalar’da inisiyatif alıp İngiliz askerlerini denize sürükleyen 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey’den...


7.Ordu’da görev alırken 56 derecelik çöl sıcağında dizanteri ve firari asker krizini yöneten Kemal Paşa’dan…


Ateşkese kadar Ali Fuat Paşa’yla Suriye’den çekilmeyen geleceğin kurucu liderinden...



  • 1918 sonbaharında bile Halep'i bırakmayan, “Silahlarının namusunu korudular” dediği 7.Ordu askerlerinden…


  • Prusya ordusuyla kıyasladığı iyi eğitimli Türk topçu birliklerinden…


  • Çanakkale'de düşmanı ürküten mayın uzmanı Yarbay Geehl’den, cephelerde siper siper koşturan Alman istihkamcılardan…


  • Deniz gücü olmasına rağmen Filistin’de günde 1 km demiryolu döşeyen İngiliz kara ordusundan etkilendi.


Enver Paşa’yla hangi sorunları yaşadı?


I.Dünya Savaşı bir yönüyle de Sanders-Enver Paşa soğuk savaşını başlattı. Biri mesafeli Prusya geleneğindendi, diğeri vatansever İttihat kültüründen… Biri küçümserdi, diğeri güvenmezdi.


Tek ortak noktaları birbirinden hoşlanmamaları oldu. Verilen emirler çoğu kez şikayetlere, istifa restlerine yenik düştü.  


İşte sırasıyla ‘savaş içinde savaş’ın kronolojisi:


1) Enver Bey artık Cihan Harbi öncesindeki Bey değil, Genelkurmay Başkanı’dır, Harbiye Nazırı’dır. Paşa ilk olarak Yüksek Harp Şurası’nı kaldırma kararı alır.


Şuranın asil üyesiyim, bundan nasıl haberim olmaz” deyip küplere binen kişi Sanders’tır. Bu, yetki kaynaklı çatışma serisinin ilkidir. 


2) Çorlu’da 8.Tümen’in teftişi... Liman Paşa pejmürde halde gördüğü subayların 7 aydır maaş alamadıkları bilgisini alır.


Tümenin komutanı orduda gençleştirme reformuna imza atan Enver Paşa’nın emekli ettiği 1100 subay arasındadır. Sanders’ın sesi gür çıkar, komutan görevine iade edilir.


3) Sarıkamış Harekatı… Tarihe geçen facia başlamadan “geliyorum” der. Enver Paşa’ya göre, Kafkaslar’da 9 ve 10.Kolordular Ruslar'ı soldan çevirecek; hem Rusya-İran hattı kırılacak, hem de Hindistan yolunda İngilizler rahatsız edilecektir.


Sanders plana başından itibaren şerh koyar. Ama ütopik plan Alman İmparatorluğu’nun çıkarlarına uyuyordur. 2.Ordu Ruslar’dan ziyade doğal general karla savaşacak; ince yazlık elbiseler, parmağı delik sargılı ayaklar Kafkas soğuğuna yenik düşecektir.


Kırılan Kafkasya hattı değil, donarak şehit düşen 78 bin Mehmetçik’tir. Geri dönebilen 12 bin askerin soluğunu da tifüs keser.


Sarıkamış faciasıdır adı, Enver Paşa’nın siciline işler. Sansürle herkesten saklanacak ama millet gerçeği İstanbul’daki balolarda Alman subayların ağzından acıyla duyacaktır.


4) Çanakkale hazırlıkları yapan 5.Ordu’ya Trabzon’u desteklemesi emri verilir. Sanders emri reddeder çünkü Ruslar’ın İstanbul’a saldırma ihtimali vardır. Paşalar arasında ipler yine gerilir. Osmanlı ordusunun en tepe noktasındaki emir uygulanmaz.


5) Dünya Savaşı’na girişimizin üzerinden henüz iki ay geçmiştir. Enver Paşa’dan 1915 Ocak’ında birliklere, “Benden başka hiç kimse ordulara emir veremez” talimatı gider. Sanders Enver Paşa’yı Sadrazam’a şikayet edecek, bu emir de uygulanmayacaktır.



6) Enver Paşa Liman von Sanders’a zora düşen Erzurum’u, 3.Ordu Komutanlığı’nı teklif eder. Sanders bu teklifi reddedecektir.


7) Çanakkale’de konuşlu 5.Ordu’nun dokuz tümeninin ihtiyaç nedeniyle geri çekilmesi emri verilecektir. İtiraz eden Sanders, “istifa ediyorum” der. Emir demiri kesememiştir.


8) Alman Süvari Yüzbaşı Prigge’nin ağzından Türk ordusunun durumuyla ilgili dış basına rahatsız edici bilgiler sızmıştır.


Enver Paşa derhal subayın cezalandırılmasını ister. Ama Liman Paşa vatandaş kontenjanını açacak, bu haklı isteği de reddedecektir.


9) Enver Paşa Alman Genel Karargahı’ndan sefir değişikliği talep etmektedir. Sanders “Yetkisi yok” dese de Almanya isteği kabul eder. Çünkü Berlin’in Osmanlı rasyonalitesine ihtiyacı vardır. Reddedilen bu kez Liman Paşa’dır.  


10) Savaşın ilk yılında ”Orduda Alman istihdamı hakkındaki kararları sadece Enver Paşa verebilir” emri yayımlanır. Sanders önce Alman İmparatoru'na yazı yazar, ardından Enver Paşa’yı Sultan’a şikayet edeceğini söyler. Gerginlik “Almanya’ya dönerim!” restine kadar ilerler. Sonuç iptal edilen bir emir ve dilenen garip özürdür.  


11)  Osmanlı Karargahı savaş süresince narsistik türbülanslar yaşamaktadır. Liman Paşa, Şansölye’ye, “Enver Paşa’ya aşırı mülayim davranıyoruz.” uyarısında bulunur. Alman Savaş Kabinesi eski Tümen komutanına adeta pozisyonunu hatırlatır: “Osmanlı Harbiye Nazırı’na ılımlı davranın!”


12) 5.Ordu’nun 18 taburunun Arap taburlarıyla değiştirileceği emrinin de tahmin edildiği gibi karşısındadır Liman Paşamız. Yine “istifa” resti çekecek, sadece 4 tabur değişecektir.


13) Alman Başkomutanlığı 1918 yazında Filistin’deki bütün Alman askerlerini geri çekme kararı alır. Sanders, “Askerlerimiz harekatın belkemiğidir.” dese de Almanlar Kafkas cephesine çekilir.


Sanders yine istifa kartını kullanıp, “İstanbul’da sürekli olarak alınan yanlış kararların sorumluluğuna ortak olmak istemiyorum. Kafkas cephesinde başarısız olunacağına kesinlikle eminim” diye yazar Berlin’e. Bu sözleri reddedilir.


5 Tabur askerle Ortadoğu’daki harekatların hiçbir zaman belkemiği olunamadığını Alman sağduyusu da bilir. Ayrıca Kafkas cephesi KESİNLİKLE düşmemiştir.


14) Liman Paşa’ya göre, Türk ordusunun Bağdat’ı kaybedişinde İran seferine çıkılmasının, İngilizler’i Filistin’e çıkaran Sina hücumunun tek müsebbibi de kendi tabiriyle “Enver”dir.


Bunu Balkan savaşları sonrası Türk Askeri tarihinin en esaslı reformunun yapıldığı dönemde iddia eder.


Türkler verdiğimiz emirlere güvenmiyor” dediği, buna rağmen Alman Askeri Komitesi’nin bütün isteklerinin Osmanlı yönetimi tarafından harfi harfine karşılandığı dönemde...



Türkiye’de savaşırken nelerle çelişti?


  • Liman Paşa I.Dünya Savaşı’nda Türk ordusunun sadece bir cephede tutunabileceğini savundu.


Çanakkale, Kutulamare, Şeria ve Kafkas zaferlerini bu durumda hangi cepheye sığdırmalıydık? Savaşın son yılında sadece Halep’e Galiçya’dan 19 ve 20.Tümen, Makedonya’dan 50.Tümen, 3.Ordu’dan Kafkas Süvari Tugayı, Çanakkale’den 24 ve 42.Tümen, Tuna’daki Vidin’den 59.Tümen, 2.Ordu’dan 48.Tümen kaydırılıyordu. Bu, tek cepheli ordu trafiğine benzemiyordu.


  • Çanakkale Savaşı’nın Almanya’da bilinmediğini söyledi.


Berlin yönetimi Osmanlı coğrafyasında 7 ayrı resmi kaynaktan haber topluyordu. Küresel güç Britanya, Osmanlı sularında Alman subayların desteğiyle tuş edilecek, Gelibolu’da 700 Alman askeri can verecek ama bilinmeyecekti. 20 yıl sonraki Goebels duysa çıldırırdı.



  • Filistin’de uzun geri çekiliş yerine Hayfa-Golan tepeleri arasında kalmakta ısrar etti. Sorumluluk “analizleri zayıf” dediği kurmay subaylarda değil, kendi omuzlarındaydı. Sonucu Adana’ya kadar çekilmek oldu.


  • Bulgaristan Eylül, 1918’de savaşı bırakırken, Türk ordusu Şeria cephesindeydi. Tam 8 tümen Şam’da yarım yıldır kesintisiz savaşıyordu. Sanders’ın eğitimsiz ve düzensiz gördüğü askerler için bir rakip daha vardı: Şerif Faysal’ın Arap nüfuzu…


  • Türkiye’de 5 yılını geçirmiş bir subay olarak ülke insanıyla kurabileceği aidiyet ilişkisi kadük kaldı. Kitabında Türkler daima 3.çoğul şahıstı. 'Onlar'ı aşamıyorduk.


    Sanders'ın kitabını Batum günlerinde okumuştu Enver Paşa. 1921'de Sultan Naciye'ye yazdığı mektubunda, "Savaşta ne iyi yapılmışsa yapanı o... Ne kötü ve manasızsa başkaları; tabii, başta ben..." diye yazacaktı.


  • Liman Paşa’nın notlarına göre, Teke yarımadasına sızan Rumlar’ı Meis adasına süren de sadece Alman komutanlar olmalıydı.


Schüler, Heffelberger ve Kolbow üstün meziyetli subaylardı. Ama 1916 koşullarında bir patikayı kamyon yoluna dönüştüren, 50 km yol ören, 1,5 km’lik dağ bellerinde 400 deveyle cephane taşıyan askerler kimdi?


Kekova’da düşmanın uçak gemisini patlatan, telsiz istasyonlarını bombalayan, tekne baskınlarıyla Rumlar’ı bir daha hiç karaya çıkarmayacak olan birlikler hangi hamurdandı?


  • Türk ordusu üzerinde kesin nüfuz sağlamak zor” diyen eski Alman ıslahatçılarının çizgisindeydi.


Türkiye’de en güzel planları yapabilir, uygulamasını emir ve çizimlerle hazırlarsınız ama sonunda ya istenenden başka bir şey çıkar ortaya ya da hiçbir şey çıkmaz” dedi. Bu sözlerin doğruluk payı vardı.


Ama aynı sahadan 8.Kolordu Komutanı Kress Paşa bildiriyordu:


“Türkler için geride kaybedilmiş üç savaş ile bir darbe bulunduğu unutulmamalı. 1914’e gelindiğinde hazineleri bomboştu. Her şeye rağmen yaptıkları hizmete hayretlerimi belirtmekten kendimi alamıyorum.


Kutulamare’de esir düşen İngiliz General Townshend, “Avrupa’da müdafaada Türkler’le kıyaslanacak hiçbir asker yok. Bu konuda Almanlar’ın iyi olduğu sanılır ama onlar da siperde Türk ordusuyla mukayese edilemez.” diyecekti.


  • Liman Paşa Ermeni tehcirine de değindi, uzaktan… Savaş sırasında Ermeni çetelerin Rumlar’la yaptığı işbirliğine şahit olan bir Mareşal olarak tehcire neden olan savaş ortamı için ”Ben 1000 km uzaktaydım” diyecekti.  


Top tamamen Büyük Efendi Talat Paşa’nın kucağına bırakılmıştı. Peki tehcir kararındaki Alman etkisi?


Kültürel kodları okurken neleri anlamakta zorlandı?


  • İngilizler’e destek veren Suriye halkını, sadece altınla elde tutulan Dürzi şeyhlerinin karakterini…


  • Barış zamanı ordusunun üzerine 2 milyon 700 bin asker daha ekleyen Osmanlı Genelkurmayı’nı…


  • Uzaktan askere bakıp yığınla ilaç yazıyorlar” dediği askeri tabipleri... 300 askere 1 termometrenin düştüğü ortamı…


  • Osmanlı Subayı unvanından rahatsız olan Alman subayların orduda bıraktığı izlenimi….


  • Alman İmparatorluğu’nun Türkiye’de müttefik olmaktan çok müdahaleci rolde oluşunu…


  • Mustafa Kemal Paşa'nın Alman komutanlara geniş yetki verilmesiyle Osmanlı topraklarının Alman kolonisine dönüşmekte olduğu uyarısını...Atandığı 7.Ordu'da General Falkenhayn'a 3 ay tahammül edebileceğini...


II.Wilhelm'in Türkiye ziyaretinde Enver Paşa
II.Wilhelm'in Türkiye ziyaretinde Enver Paşa
  • Pera Palas’ın terasından “savaşı kurtaran” yabancı diplomatları…


  • Okullarına Liman Paşa portreleri asan, onuruna ziyafetler veren Rum cemaatini…


“İzmir’i savaştan kurtarın, Paşam, diye benden yardım istiyorlar ama Ege sahillerinde bize karşı casusluk yapıyorlar” dediği bazı Osmanlı Rumlar’ını anlayamadı.


Liman von Sanders döneminin gerçekleri neydi?


  • I.Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı donanmasının başında İngilizler, jandarmasının başında Fransızlar, kara ordusunun başında Almanlar vardı. Kahveler birlikte içilirdi. 


  • 1914’te bir tren Edirne’den Sirkeci’ye 12 saatte gidiyordu.


  • Anadolu halkı için yola çıkan yiyecek yüklü vagonların özel kişilere yolsuzlukla kiralanması iddiaları rahatsız ediciydi. İzmir, Adana, Şam garlarından kötü kokular geliyordu.


  • Çanakkale cephesinde nakliye teknolojimiz; durağı kilometrelerce uzakta kalan tren, deve kervanı ve öküz kağnılarıydı. Kervanların kıyısında dolandığı Marmara sularının teknolojisi ise donanımlı Fransız-İngiliz denizaltıları ve gemileriydi.


Seddülbahir, Tekeburnu, Sığındere, Morto Koyu, Maydos vadisi, Arıburnu, Bolayır, Alçıtepe, Anafarta,  Kabatepe ve Mestantepe’de 8.5 aylık direniş öyküsü bu dengesizlikte yazılacaktı.


  • Kum torbası yoktu, Alman bankaları vardı: Deutsche Bank, Deutsche Orient Bank, Deutsche Palaestine Bank…


  • İttihat Terakki’nin gizemli Merkez Komitesi iktidardayken bile yeraltı örgütü gibi çalışıyordu; üyeleri sırdı.


  • Savaşın son yılında Hicaz’daki demiryolu köprüleri bedeviler tarafından 18 günde 25 kez havaya uçuruluyordu. Alman istihkamcıların sıra dışı çabasıyla köprüler tamir ediliyor, bu defa kuzey köprüleri bombalanıyordu. 1500 askerini kaybeden İngilizler Hicaz’da ısrarlıydı. II.Abdülhamid hatırlanacaktı:


    İngilizler Arabistan’ı yutup İslam dünyasını kendi çıkarları yönünde gütmek istiyor.



  • Savaşın sonlarında Alman ekonomisindeki kırılma bize de yansıdı. Yarım milyon insanın can verdiği Kafkas cephesine Almanya’dan sadece 7 tren kömür gidiyordu. Suriye için artık kömür de yoktu.


  • İngilizler'le asker devşirmede yarışılamazdı. Bir günde üç kez el değiştiren Gazze’de 1 Mehmetçik’e 4 İngiliz düşüyordu.


Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Almanya


  • Devir Alman İmparatorluğu’nun devriydi. Japonya’da askeri misyon kuruyor, Afrika’da 1 milyon mil kare alan yönetiyor, Çin’e bile çağrılıyorlardı. 70 milyonluk nüfusu artık nüfuzdu, Avrupa’nın en kalabalık ülkesiydiler.


  • Almanya 1914’te Osmanlı topraklarına 42 askerle girdi, savaşta bu rakam 800’e çıktı. Kuyu açma ekipleri, makineli tüfek bölüğü, ağır sahra obüs bataryası, topçu birlikleri, uçaksavar takımları, tayyare birliği ve sahra hastaneleri başlarındaki 190 Alman subayıyla Osmanlı ordularına ciddi destek verdi.


  • Balkanlar’ı, Ortadoğu’yu iyi okumuşlardı. Türkiye’ye kalem ve barutla girdiler; ordu eğitimi, finans, tıp, arkeoloji ve Krupp silahlarıyla...


  • Osmanlı ekonomik nüfuz alanlarıydı, bizi tam anlamıyla kontrol ettiler. Dönemin Türkiye'sinde 120 Alman şirketi, 3000 uzman, borçla alınan 5 milyon da altın vardı. Alman ithalatımıza gelince...O da uçuştaydı, tam 13 kat...


  • Goeben ve Breslau’nun Karadeniz psikolojisi bile bir Alman welt-politiği'ydi.


II.Wilhelm’in gemileri Osmanlı’nın yatıştırma politikasını pas geçip Ruslar’ın mayın gemisini batırdı, kömür gemisine el koydu. Yetmedi, bir torpidoya saldırıp 75 Rus askerini esir aldı, üzerine Sivastopol’u bombaladı.


Diğeri de Azak denizinde coşuyor; 50 petrol deposunu havaya uçuruyor, 14 gemi batırıyordu. Savaşa wunderbach hazırdık.


  • İngilizler’in Süveyş’i varsa Almanlar’ın Bağdat-Basra demiryolu neden olmasındı?


II.Wihelm’in 1898’deki Kudüs gezisi bir Filistin çıkarmasına döndü. Protestan Osmanlılar’a hamilik ediliyor, Alman Yahudileri bölgede araziler satın alıyor, Filistin’de ilk bankayı Almanya kuruyordu.


Vakıfları, okulları, insani yardımlarıyla bölge Almanca da konuşan yarı koloniydi artık. Dönüşe geçen Kayzer trendeki kahvesini muhtemelen Romanya-İstanbul telgraf hattı ve Bağdat Demiryolu sözleşmelerini incelerken içecekti.



  • Enver Paşa üzerindeki Alman etkisi Dünya Savaşı’yla değil, neredeyse 10’lu yaşlarında başlamıştı. Berlin’e henüz 1893’te eğitim için gönderilen askeri talebeler arasındaydı.


İleride Hakkı Paşa, Hilmi Paşa, M.Şevket Paşa da Almanya’daki manevralara katılacak, Almancılık ana hatlarıyla yerleşecekti.


İttihat Terakki’nin gazetesi ‘Osmanlı’ bu dönemde Almanca nüshasıyla da basılırken, Alman subaylar Berlin'e telgraf çekiyordu: ”İstanbul’daki askerler arasında hoşnutsuzluğu tahrik edebilecek güçteyiz.”


  • Osmanlı’daki en Almanlaşmış şey demiryoluydu.


Berlin yönetimi Bağdat demiryollarının iki yanı boyunca telgraf hattı çekebilir, maden çıkarabilir, sulama tesisi kurup tahıl bile üretebilirdi. Ama dengeyi bozan şimdiki Kuveyt oldu. Osmanlı'dan petrol arama ve liman yapma imtiyazı elde etmek mi?


İran körfezine sokulan Almanya, Londra için varoluş sorunu demekti. Ayrıca adamların “Aydın-Antalya demiryolunu yapalım” teklifini de reddetmiştik.


Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand’a ilk kurşun galiba Bosna’da değil, Basra’da sıkılmıştı; gören olmadı.


Liman Paşa Türkiye’ye ne zaman veda etti?


30.Ekim.1918’de… Mondros belgelerini imzaladığımız gün Sanders da postallarını çıkarıyordu. Suriye'deki görevini Tümgeneral Mustafa Kemal Paşa’ya bırakıp Adana’ya geçti. Türkiye’de selamladığı son Türk birliği Paşa’nın Şeref Kıtası oldu.


Osmanlı saflarında savaşan 1200 Alman askeri hemen Ukrayna üzerinden nakledilirken, diğer bölümü Beyoğlu’na kaydırıldı.


Tarihi semtin sokakları, pencereleri Yunan bayraklarıyla sarmalanmıştı.


İstanbul’daki İngiliz idaresi, Alman askerlerin Moda ve Büyükada’ya geçmesini istedi. Hava değişiminden dolayı bu ortamda 80 asker daha can verecekti.


İstanbul’da geçirilen üç moralsiz ayın ardından Ocak sonu İstanbul’dan hareket edildi.


Ancak Liman Paşa’yı taşıyan gemi Malta adasında durdurulacak, 64 yaşındaki Mareşal'in şimdi de 7 aylık esareti başlayacaktı.


Ülkesine ayak bastığında takvimler Ağustos 1919’u gösteriyordu. Türkiye’ye büyük umutlarla gelen, ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun son 10 metre koşusuna şahitlik eden bir kaybeden olarak 10 yıl sonra Münih’te vefat etti.

Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

Finike Cad. Elmalı ANTALYA 07700

©2019 by SADE KAHVE. Proudly created with Wix.com

bottom of page